Page 109 of 133

Higgs tamam ama Boson kim peki?

“Higgs parçacığı” diye çevirdiğimiz, “Higgs boson” teriminde “Higgs”in kim olduğunu öğrendik. Peki, “boson” terimi nereden geliyor? Higgs parçacığının ait olduğu atom altı parçacıklar sınıfının adı olan “boson”un arkasında da ilginç bir yaşam öyküsü var.

1924 yılında, aslen Kalkütalı, Dakka Üniversitesi’nde okutman olan, henüz otuzlarında bir genç fizikçi, önemli bir gözlem yapar: 19. yüzyıldan beri  gaz halindeki maddenin davranış kurallarını analiz etmekte kullanılan istatistik yöntemleri hatalıdır. Genç fizikçi, bu hatayı düzelten, kendi geliştirdiği kuantum istatistiği yöntemlerini anlatan bir makale kaleme alır ve yayınlanmak üzere bir İngiliz dergisine gönderir.

Tabii Dakka Üniversitesi’nden gelen makale reddedilir.

Genç fizikçi yılmaz, makalesini doğrudan Einstein’a gönderir. Gönderirken yazdığı mektup, bilim tarihinin ilginç belgeleri arasındadır:

“Bütün cesaretimi toplayıp, ekteki makaleyi, okumanız ve değerlendirmeniz için gönderiyorum. Ne düşündüğünüzü duymak beni heyecanlandırıyor… Eğer makalenin değeceğini düşünüyorsanız, yayınlanmasını sağlarsanız size müteşekkir kalırım. Beni hiç tanımıyorsunuz, ama bu dileğimi iletirken hiç tereddüt etmiyorum. Çünkü bizler, hepimiz, yazılarınız yoluyla öğretilerinizden yararlanan öğrencilerininiz. Bilmem, Görecelik konusundaki makalelerinizi çevirmek üzere izin almak için size Kalküta’dan yazan birini hatırlar mısınız? O talebi kabul etmiştiniz. Kitap yayınlandı. Genel Görecelik makalenizi çeviren bendim.”

Einstein, 1921 yılında Nobel ödülünü almıştır, posta kutusu her gün fizikten siyasete, müzikten aşçılığa, her konuda görüşünü veya onayını almak isteyenlerin yazdığı yüzlerce mektupla dolup taşmaktadır. Ancak Einstein, fizik alanında çok derin sonuçları olacağını gördüğü dört sayfalık makalenin değerini hemen kavrar, bizzat kendisi Almancaya çevirir ve Zeitschrift für Physik’de yayınlatır.

İşte bu Hintli fizikçinin adı Satjendra Nath Bose.

Bulduğu yöntem “Bose-Einstein istatistiği” olarak adlandırıldı. Kuantum mekaniğinin, yani atom ve atom altı parçacıkların davranışlarını araştıran bilim disiplinin dört klasik makalesinden biri oldu.

Ve Einstein, atom altı parçacıklar grubunun en önemlisine, Satjendra Nath Bose’nin adından hareketle “boson” adını verdi.

Einstein bu istatistik yöntemlerini kullanarak, daha sonra “Bose-Einstein yoğunluğu” diye adlandırılan bir fenomenin varlığını öngördü. Bu varsayım da, 1995’te bir deneyle doğrulandı.

Satjendra Nath Bose hayatının büyük kısmını Dakka ve Kalküta’da geçirdi. Ülkesinin en önemli ödüllerini aldı, üniversitelerde ve bilim yönetiminde çok üst düzey görevler üstlendi.

Sadece iyi bir fizikçi, araştırmacı ve eğitici olmadı. Hindistan’ın bağımsızlığını aktif olarak destekledi. Hint ve Bengal kültürüne derin bir ilgiyle bağlıydı, ama Fransız şairlerini Bengalceye çevirecek kadar da dünyaya açıktı.

Bose, 1974 yılında, 80 yaşında öldüğünde, Kalküta sokaklarında yüzbinlerce kişi cenazesine katıldı ve “Satyen Babu”nun arkasından ağladı.

Adıyla anılan “Bose-Einstein istatistiği” ve “Bose-Einstein yoğunluğu”yla bağlantılı araştırmalar, sonuncusu 2001 yılında olmak üzere, defalarca fizik dalında Nobel aldı, ama Satjendra Nath Bose Nobel’e aday bile gösterilmedi.

Kaynak: Ferhat Boratav'ın Higgs tamam, peki Boson kim? yazısı

Adeta Sadakatin Simgesi Angut Kuşu

Herkesin (haksız bir şekilde) kullandığı bir ifadedir “Angut”. Birisi bir dengesizlik yapınca, bir laftan anlamayınca veya böyle boş boş bakınca hemen “Angut musun” der günümüzün insanı.

Salaklıkla eşdeğer kullanılmasının tek sebebi şu olabilir: Angut kuşu havadan yere inerken, rüzgarı arkasına alıp indiği için, çok sağlıklı bir iniş gerçekleştiremezmiş.

Angut’un aslında bir kuş olduğunu bilmeyen bir ton “Angut” var ülkemizde.. Angut kuşu, eşi öldüğü zaman (yanına o anda başka bir yırtıcı hayvan veya bir insan gelse dahi) gözlerini bir dakika bile eşinin ölüsünün üstünden ayırmadan o da ölene kadar onun baş ucunda bekler.

İşte bu canlının yaptığı en büyük “Angut” luk budur.. Ayrıca bu olay bütün Angut kuşları için geçerlidir, arada bir görülen birşey değildir.

Çok ürkek bir hayvan olmalarına rağmen eşinin ölüsünün başında bekleyen Angut kuşuna elini uzatsanız dahi oradan kaçmaz.

Hani derler ya “Angut gibi bakmasana”.. keşke herkes Angut gibi bakabilse değer verdiklerine.

Bundan sonra bazılarına “Angut” demeden önce bir kere daha düşünün. Bir “Angut” bile olamayan o kadar çok insan var ki artık günümüzde.

« Older posts Newer posts »

© 2026 Mustafa Çelen

Theme by Anders NorenUp ↑