Ay: Şubat 2012 (Page 4 of 5)

Sirkteki Mutluluk – Cirque Du Soleil

Kuzey Quebec’teki ücra bir kasabada yapılan mütevazi başlangıçtan, Broadway ve Las Vegas’a uzanan macerasıyla Cirque du Soleil, en yenilikçi global eğlence şirketi olarak uluslararası çapta ün kazandı.

Dünyanın en yaratıcı sahne sanatı şirketlerinden birinin merkez ofisi de Montreal’de bulunuyor. Cirque du Soleil’e, eğlence sektörünü devrimsel bir şekilde değiştiren ve “sirk” kavramını yeniden yaratan firmaya doğru gidiyorum. Alev üfleyen ve uzun tahta bacaklar üzerinde yürüyen iki kişi tarafından 26 sene önce kurulan firma, kendi trapez sanatçılarının ulaştığı yükseklik kadar, başarının doruklarına ulaştılar. Yapımları sirk kavramının geleneksel elementlerini (sirk çadırı, palyaçolar ve sanatçılar (hayvanlar yok)) dans, dram ve koreografiyle birleştiriyor.

Kuzey Amerika’nın en fakir mahallelerinden biri olan St. Michel’de yer alan uluslararası merkez ofislerindeki atmosfer, bir kurumsal şirketten daha çok üniversite kampusunu andırıyor. Dışarıda bronzdan yapılma bir çift kocaman palyaço ayakkabısı şirketin kökenlerinin tanığı olarak sergilenirken, içeride çalışanlar şirketin rahat kültürünü sandaletler ve terlikler giyerek gösteriyorlar.

Cirque du Soleil için 5000 kişi çalışıyor. Bunlardan 1200 tanesi, 50 farklı ülkeden yetenek avcıları tarafından bulunan performans sanatçıları. İçerilerinde 400’e yakın zanaatkar ve teknisyenin çalıştığı stüdyo ve vvorkshop’larda çalışanların kendilerini mükemmeliyete ve dikkate adamaları karşısında şaşırmamak mümkün değil. Jimnastikçileri devasa yataklar ve tahterevalliler üzerinde zıplama pratikleri yaparken, şapkacılar ve tekstil sanatçılarını özel kostümleri hazırlarken, sanatçıları ise makyaj sanatının en güzel örneklerini sergilerken tanık olacağınız garip bir hava görmek mümkün.

1984 senesinde Quebec eyaleti, Kanada’nın Jacques Cartier tarafından keşfinin 450. yıldönümünü kutluyordu. Guy Laliberte’nin önderliğinde olan bir grup sokak sanatçısına, hükümet tarafından kutlamalara katılmaları için izin verildi. Laliberte kutlamalar sırasında uzun tahta bacaklarıyla yürümekteydi. Kim bilebilirdi ki Laliberte’nin şiirsel anlatım vizyonu, 10 seneden kısa bir süre içinde sahne dizaynı prensiplerini tamamen değiştirecek ve Las Vegas, NewYork gibi şehirlerde biletlerin tükeneceği performanslar verecek. Cirque du Soleil’in organizasyon ve kültürden sorumlu başkanı Marc Gagnon, Guy’ın hala bir”alev üfleyen”olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Gözlerinde hala bir parıltı var!”

Ürünleri unutulmaz tecrübeler olan, üstelik içlerinde sanatçılar, zanaatkarlar, sahne performansı sunanlar, yol görevlileri ve şirket içi masa başı görevleri olan insanlardan oluşan çalışanları yönetmek büyük bir zorluk olsa gerek. Gagnon bu durumu “Herkesle aranızda yakın bir bağ kurun”
diye açıklıyor. Merkez ofisin “Yaratım” kısmında oturuyoruz ve Gagnon bize şirketin “gelişen” kültür yapısından bahsediyor. Gagnon “Çalışanlar da bu kültüre katkı sağlıyorlar, girişkenliğe de izin var” diyor.

Laliberte’nin 21 yıldır ortağı konumunda bulunan Gagnon, şirkete Montreal’in varoşlarındaki bir itfaiye biinasına geçtiklerinde başlamış. O zamanlar şirkette bir nevi itfaiyeciler gibi arandıklarında gelen 15 kostüm tasarımcısı çalışıyormuş. “Şirket olarak büyürken, sıklıkla bazı şeyleri kaybedersiniz”diyor Gagnon. “Ancak ! halen güçlü bir aidiyet duygumuz var, bir mükemmellik ve katkı sağlama hissi”diye de ekliyor: “Yaratıcılık tarafında ki yolumuzdan eminiz. işimizde karmaşa yaratıcılık, düzen ise üretim” Benzersizlik, yaratıcılık ve kişiliğin merkezde olduğu bir şirkette, ana şirket işlemlerini gerçekleştirmek için tasarlanmış bir IT sistemi ilk bakışta gereksiz gibi görünebilir. Fakat Cirque du Soleil, farklı olmak isteyen bir şirket, buna IT yaklaşımı da dahil.

Teknoloji ve Sanat

Şirket motifler yapmak için bir CAD sistemi kullandığında, IT Direktörü Jean Legal’e göre en büyük korkuları, teknolojinin yaratıcılığı öldürebilecek olmasıydı. Şirketin inanılmaz büyüme hızı -ki buna gösteri sayısı, küresel genişlemesi ve çalışan sayısındaki artış da dahil- yapı tabanlı bir yaklaşım ve IT alanının lojistik ve finans konusunu ele almasını gerekli kıldı.

Firmanın SAP’yi sistemine eklemesinden iki sene sonra, 2002’de katılan Legal, o zamandan sonra yılda bir ya da iki şov düzenlediklerini belirtiyor ve “artık özel aktivitelere yöneliyoruz”diye ekliyor. Microsoft, oyun konsolu Xbox’ı California’da tanıtırken Cirque du Soleil oradaydı. Bu sene şirket, Şangay’daki fuar için Kanada’nın standını hazırladı. Legal bu konuda “Las Vegas’ta MGM’le, Beatles gösterisi “LOVE” için Apple Records’la çeşitli anlaşmalarımız var ve bu bizim daha esnek bir IT sistemine sahip olmamızı sağlıyor”diyor.

Sirkin karmaşıklığı, şirketin uluslararası erişimi ve lojistiğiyle başa çıkıyor: 6 sirk çadırı şovu ve 2 arena gösterisi 5 farklı kıtada sergileniyor. Bununla birlikte 10 sabit gösteri ve 2 de” tiyatro gösterisi bulunuyor. Bunların vergileri ve maaşları neredeyse 30 farklı para biriminde ödeniyor. 42 ülkeden 1200’den fazla sanatçının vize ve çalışma iznine ihtiyacı var. Bu da yetmezmiş gibi şirket, yıllık 25 bin farklı kostüm siparişini işlemek zorunda ve bunların hepsi dünyanın farklı yerlerine gönderilmek durumunda. “Sadece dil konusunu düşünün”diyor Legal. “Cirque du Soleil çalışanlarının SAP yazılımını farklı karakter setlerinde kullanmalarını sağlayacak bir yükseltme yaptık.

Diğer bir konu ise farklı para birimleri. Bir ay içerisinde 4-5 farklı para birimi arasında geçiş yapabilmek mümkün oldu. Bu gibi durumlarda böyle bir sisteme güvenmemiz bizim için kesinlikle rahatlatıcı. Cirque du Soleil’e 8 sene önce katıldığımda, yılda iki defa finansal açıklamalar yapıyorduk. Rakamlara güvenemiyorduk. SAP yazılımının en büyük potansiyeli ise gerçek zamanlı sayılarla çalışabilmek. Finans kısmında çalışanlarımız, dönemin kapanışında günler içerisinde bize sayıları sağlayabiliyor. Bu bilgi ise tüm dünyada neler olduğunu görebilmemizi sağlıyor. İş konusundaki kararlarımızı yönlendiriyor. 5 kıtaya yayılmış bir işiniz olduğunda gerekli bilginin de nerede olduğunu bilmeniz gerekiyor. Bu imkansız.”

Guy Laliberte tarafından 1984 yılında kurulan Cirque du Soleil, merkezi Montreal, Kanada’da bulunan bir eğlence şirketi. Repertuarında bulunan karanlık, hayat, aşk, seks gibi temaları işleyen sirk, dünyanın dört bir yanında tekrarlanan kapalı gişe performanslar sahneliyor. Aynı zamanda ONE DROP vakfının kurucusu ve su sorunlarıyla ilgili farkındalık oluşturmak amacıyla uzaya uçan ilk Kanadalı olma özelliğine sahip olan vizyoner Laliberte, şirketin kreatif patronu olarak görev yapmaya ve pek çok ürünün tasarımıyla bizzat ilgilenmeye devam ediyor. Başta gençlerin haklarını korumak için yapılan Cirque du Monde olmak üzere, her yıl gelirinin %1’ini farklı sosyal programlara bağışlayan kurumun güçlü bir topluluk ruhu bulunuyor.

SAP Forum Dergisi, sayı 2

 

Kışın Beyaz Eğlencesi

Kışın, güzel bir tatile en iyi eşlik eden spor kuşkusuz kayak. Karın üzerinde keşfe çıkmadan önce belli hazırlıklar yapmak gerekiyor. Kayak malzemeleri, eksiksiz ve kuralına uygun olmalı ki, herhangi bir sorunla karşılaşmayalım. Yazıda kayak sporuyla ilgili pek çok püf noktasını bulacaksınız.

Kayak yapanlar çok iyi bilirler, kar pistinden aşağı süzülürken rüzgârın yüzünüze değmesinin verdiği keyif başkadır, bu duyguyla karın üstünde süzülürsünüz. O anda kendinizi uçuyormuş gibi özgür hissedersiniz. Ülkemizde bu duyguyu yaşayabileceğiniz 18 kayak merkezi bulunuyor. Üstelik bütün bölgelerimizde bu merkezlerden mevcut. En popüler olanlarını sıralamamız gerekirse: Marmara Bölgesi’nde Uludağ ve Kartepe, Ege Bölgesi’nde İzmir’de bulunan Bozdağ, Karadeniz’de Bolu’da yer alan Kartalkaya ve Kastamonu’daki Ilgaz, Akdeniz’de Antalya’da bulunan Saklıkent, İç Anadolu’da Kayseri’deki Erciyes ve Doğu Anadolu’da Erzurum’daki Palandöken Kayak Merkezi.

Ülkemizde kaymak için en çok tercih edilen yerlerden Uludağ Kayak Merkezi, 2 bin 543 metre yüksekliğe sahip. Kış şartlarına bağlı olarak kar yüksekliği 3 metreyi bulabiliyor. Bolu’nun Köroğlu Dağları üzerinde yer alan Kartalkaya Kayak Merkezi ise, ülkemizin önemli kayak merkezlerinden. Kayak sezonu, Aralık-Nisan boyunca devam ediyor. Kar manzarasının yanında, deniz manzarasına da sahip olan Kartepe’nin en yüksek noktası 1.699 metredir. Erzurum’da bulunan Palandöken Kayak Merkezi, ülkemizin en uzun pistine sahip kayak merkezi. Kışın turistlerin yoğun ilgi gösterdiği Palandöken, sporculara “kolay, orta ve zor” derecelerinde kayak yapma imkanı tanıyor. Palandöken’in zirvesi 3 bin 185 metre. Üstelik yılın yedi ayı pistte kar bulunuyor.

Doğru malzeme seçimi

Kışın stresten uzaklaşarak nefes almak, şöyle güzel bir kar tatili yapmak ve tatile biraz da adrenalin katmak isteyenler için kayak iyi bir alternatif sunuyor. Bu noktada, daha önce hiç kaymamış ve kayma heyecanını yaşamak isteyenlerin ya da bu spora bir şekilde başlamış olanların, kayak malzemeleriyle ilgili püf noktaları bilmesinde yarar var. Çünkü malzemelerin doğru seçilmemesi durumunda, kayarken sorun yaşanabiliyor. Kol, bacak ve omuzda kırık, çıkık, menisküs, yan ve ön bağ yırtığı gibi düşme kaynaklı sağlık sorunları oluşabiliyor. Bu nedenle, sürekli kayan kişilerin bile her zaman kayak malzemelerini gözden geçirmesi gerekiyor.

Öncelikle, kayak malzemelerini almadan önce seviyenizi tespit etmeniz ve ona göre malzeme seçimi yapmanız önemli. Kayakta seviyeler üçe ayrılıyor: Yeni başlayan (kaymaya yeni başlayanlar), orta düzey (temel kayak yeteneklerine sahip olanlar) İleri düzey (her türlü koşulda, ileri düzey pistlerde kayabilenler). Kayak yapmak için öncelikli olarak kayak takımına ihtiyaç duyuluyor ve kayak takımının deneyime ve cinsiyete göre seçilmesi gerekiyor. Erkekler, kadınlar ve çocuklar için farklı kayaklar bulunuyor. Kadın ve çocuk kayakları daha yumuşak ve hafif oluyor. En uygun kayak takımını seçmede boy ve kilo da etkili. Bu kriterler ve tecrübe arttıkça kayak boyu da artıyor.

Kayarken elde tutulan, denge ve hızı ayarlayan ekipmanlar olan kayak tonlarının seçiminde malzemenin boyuna dikkat etmek önemli. Bu işin püf noktası olarak, baton ters çevirilip üst kısmından tuttulduğunda, batonun dirseğe 90 derecelik açı yapması gerekiyor. Kayak yaparken bir diğer önemli malzeme ise kayak botları. Botun ayağı sıkacak kadar dar ya da ayağın içinde hareket edecek kadar bol olmaması önemli. Hızlı hareketler yapıldığında eğer bot bolsa, bileğin burkulmasına neden olabiliyor. Botun içine giyilecek çorabın, yumuşak ve hareket halindeyken ayak derisini tahriş etmeyecek özellikte olmasına dikkat edilmeli. Bir diğer kayak malzemesi olan “goggle” adı verilen kayak gözlüklerinin, gözleri parlak ışığa, kar yağışına ve UVA/UVB’ye karşı koruma özelliğine sahip olmalısı gerekiyor. Bunun yanı sıra gözlük varken, çizilmelere ve kırılmalara dayanıklı gözlükleri tercih etmekte yarar var.

Termo özellikli giysi kullanın

Güvenlik için gerekli kayak malzemelerinden bir diğeri de koruyucu başlık, yani kask. Başa gelebilecek darbelerden korunmak in kask kullanmak hayati önem taşıyor. Kask seçerken, ense kısmı açık olan, alın bölgesi hafif kapalı, başı çok sıkmayan ve bol olmayan kaskların tercih edilmesi gerekiyor. Kayak yaparken olmazsa olmaz malzemelerden bir diğeri de eldivenler. Eldivenin elleri sıcak tutması, eriyen kar suyunu geçirmemesi ve ellerin eldivenin içinde rahat hareket etmesi gerekiyor. Ayrıca eldivenin elin kavrama gücünü engellememesi ve elin terlemesini önlemesi de önemli.

Gelelim kayak kıyafetlerinin seçimine. Kayak kıyafetleri, suya ve soğuğa dayanıklı, pantolon-mont ya da salopet şeklindeki kıyafetlerden oluşuyor. Kışın kayak kıyafetlerinin içine terletmeyen, terin dışarı atılmasını sağlayan, ısıyı koruyan, dışarıdan içeriye ıslaklığı geçirmeyen termo özelliğe sahip giysiler tercih ediliyor. Kayak yapmadan önce unutulmaması gereken bir diğer ayrıntı da yüz kremi. Soğuk havanın kurutucu ve rüzgârın yakıcı etkisinden korunmak için iyi bir yüz kremi sürmekte yarar var.

Kayağın hikayesi

Şimdi de, kışın en keyifli sporu kayağın hayatımıza giriş hikâyesine bir göz atalım. Kayağın geçmişi günümüzden 5 bin yıl öncesine dayanıyor. O dönemde ilk kayaklar dişbudak, çam ve betula ağaçlarından yapılıyor ve tabii ki spor amaçlı değil, karda batmamak için kullanılıyor. Kayganlığı arttırmak için o günün şartlarında kayağın altı deri ya da katranla kaplanıyor. Kayak ilk olarak soğuk iklimin hakim olduğu Sibirya, Moğolistan ve Altaylarda ortaya çıkıyor. Norveç, İsveç, Finlandiya’da ise ilk kez ulaşım amaçlı kullanılıyor. 15. yüzyıldan itibaren kayak, askeri amaçlı olarak İsveç, Norveç, Polonya ve Rusya’da kullanılmaya başlıyor. Kayak, zaman içinde gelişerek bir spor aracı olarak benimseniyor ve ilk kayak yarışları 1866’da yapılıyor. Dünyadaki ilk kayak kulübü 1877’de Norveç’te açılıyor.

Ülkemizde de kayağın tarihi eskiye dayanıyor. Türklerde “çana” olarak bilinen kayak, ilk olarak M.Ö. 4 bin yıllarında Baykal Gölü çevresinde karda yürümek amacıyla kullanılıyor. Ülkemizde ilk kez 1914’te Haliç’te üretilen kayaklar Erzurum’a götürülüyor ve Kafkas cephesine kayakçı asker yetiştirmek için açılan kurslarda kayakçılar yetiştiriliyor. 1933’te ise Galatasaray Lisesi’nden bir grup öğretmen ilk kez Uludağ’da kayak yaparak, kayağın Türkiye’de öncülüğünü gerçekleştiriyorlar. Daha sonra 1939’da Dağcılık ve Kış Sporları Federasyonu kuruluyor. Ülkemizde uluslararası kurallara uygun ilk kayak yarışması ise 1944’te yapılıyor.

SAP Forum Dergisi, Sayı 2
« Older posts Newer posts »

© 2026 Mustafa Çelen

Theme by Anders NorenUp ↑