Page 2 of 92

Türkiye’nin En İyi Trekking Rotaları

Trekking, yani bir diğer adıyla doğa yürüyüşü aktiviteleri son yıllarda oldukça popüler hale geldi. Sık ağaçların arasında, uçuşan kelebek ve kuşlarla birlikte, doğanın bizlere sunduğu eşsiz güzellikleri keşfederek yapılan bir yürüyüş hepimize huzur verecektir. Üstelik doğal güzellikler konusunda oldukça şanslı bir coğrafyada bulunmamız sebebiyle Türkiye’de trekking sporu iki kat daha keyifli. Ülkemizdeki en iyi trekking rotalarına göz atmadan önce haydi gelin doğa yürüyüşlerinin bize katacağı faydaları görelim!

  • Stresi ve kaygıyı azaltır.
  • Hislerinizi geliştirir.
  • Kan akışınızı dengeler.
  • Kalp ve damar hastalıkları riskini azaltır.
  • Yaşlanmayı geciktirir.

Peki, doğa yürüyüşüne çıkmadan önce nasıl hazırlık yapmalıyız? Çantamızda neler bulunmalı? Kısa bir rotada yürüyecekseniz bile yanınızda mutlaka temel malzemeler bulunmalı çünkü ormanın ve doğal hayatın içinde karşımıza neler çıkacağını hiçbir zaman tam olarak bilemeyiz. Yolumuzu kaybedebilir, telefonumuzun çekmediği yerlerde mahsur kalabiliriz. Dolayısıyla kendi güvenliğimizi ve sağlığımızı koruyacak bu ekipmanlar mutlaka çantamızda bulunmalı;

  • Su ve yiyecek
  • İlk yardım seti
  • Fener
  • Yağmurluk
  • Güneş Kremi
  • Taşınabilir batarya
  • Termal battaniye veya polar
  • Çakmak
  • Düdük

Trekkingle ilgili önemli noktalara değindiğimize göre haydi şimdi de doğal güzellikler açısından adeta bir cennet olan ülkemizin en iyi 10 doğa yürüyüşü rotasına göz atalım!

Ihlara Vadisi

Ülkemizin en eşsiz doğal güzelliklerine sahip bölgesi Kapadokya’da bulunan Ihlara Vadisi, aynı zamanda en güzel doğa yürüyüşü parkurlarına da ev sahipliği yapıyor. Son yıllarda ülkemizdeki doğa sporcularının en uğrak noktalarından biri olan Ihlara Vadisi 14 km uzunluğundaki parkuru ile eşsiz bir deneyim sunuyor. Yürüyüşünüz esnasında kayaların içindeki mağaraları, kilise ve mezar kalıntılarını görerek spor yaparken aynı zamanda tarihi bir gezi de yapmış olacaksınız. İster kısa, isterseniz de uzun rotalar için elverişli olan bu vadide yolun bir kısmı da yer altı şehirlerinden ve tünellerden geçiyor.

Likya Yolu

Türkiye’nin en uzun yürüyüş yollarından biri olan Likya Yolu, sadece ülkemizde değil dünya çapında meşhur bir parkur. Uluslararası doğa yürüyüsçüleri arasında da oldukça popüler olan Likya Yolu tam 509 km uzunluğunda bir yol. Tabii ki tamamının yürünmesi yaklaşık 1 aylık bir zaman alan bu yolu yürümek her doğa yürüyüşçüsünün harcı değil. Yürüyüş esnasında Likyalıların izlerini süreceğiniz bu rotada harika manzaralara tanık olacaksınız. Ayrıca Ölüdeniz, Kabak Koyu, Patara, Kalkan ve Kaş gibi oldukça güzel turizm bölgelerinden geçen bu yolda keyifli mola seçenekleriniz olacak.

Kaz Dağları

Temiz havası ve doğal güzellikleriyle ziyaretçi akınına uğrayan Kaz Dağları doğa yürüyüşleri için de çok ideal bir bölge. Milli Park olarak koruma altında bulunan bölgede güvenle yürüyüşlerinizi gerçekleştirebilir, eşsiz doğanın tadını çıkarabilirsiniz. Uzun yürüyüşler için de uygun olan bu bölgede Sütüseven Şelalesi, Manastır Çayı, Tozlu Yaylası ve Sarıkız Tepesi’nde çadır kurarak dinlenebilirsiniz.

Kaçkarlar

Hem kamp yapıp hem de trekking yapabileceğiniz bir rota arıyorsanız Artvin–Rize arasında bulunan Kaçkarlar sizin için en güzel tercihlerden biri olacak. 45 km’lik bir parkura sahip olan Kaçkarlar’da çok temiz bir havayla karşılasacak ve büyüleneceksiniz. Bir haftada tamamlanabilen bu parkurda hiçbir güvenlik endişeniz olmadan gönül rahatlığıyla yürüyebilir ve kamp yapabilirsiniz. Zaman zaman engebeli ve zor yolları ile sizi biraz yoracak olan Kaçkarlar rotasında Hevek ve Ayder yaylalarında mola vererek çadırınızı kurabilirsiniz.

Hitit Yolu

Tam 236 km’lik bir rotada işaretlenmiş ve GPS verileri çıkarılmış olan 17 parkurdan oluşan bu yol trekking severler için harika bir alternatif. Çorum’daki Hattuşa, Alacahöyük ve Şapinuva bölgelerinden geçen bu yol, tarih ve doğayı bir arada sergiliyor. Kültürel mozaiğin en belirgin olduğu rotalardan biri olan Hitit Yolu’nda belirlenmiş olan 17 parkuru yürüyebilir, eşsiz güzelliklerin tadını çıkarabilirsiniz.

Erikli Yaylası

Meyve ağaçlarıyla dolu bir yayla hayal edin, işte burası Erikli Yaylası! Muhteşem meyve kokuları arasında keyifli bir yürüyüş yapabileceğiniz bu rota toplamda dört saat sürecek bir yolculuk sunuyor. Bu dört saatlik sürenin sonunda ulaşacağınız iki muhteşem şelale bile bu rotayı yürümek için çok iyi bir sebep. Üstelik hafta sonu yürüyüşlerinde İstanbul’dan çok fazla uzaklaşmak istemeyenler için de oldukça iyi alternatif. Kamp kurmaya da müsait olan bu parkur şehrin kalabalıklığından ve gürültüsünden uzaklaşmak istiyorsanız doğru tercih.

Aladağlar

Toros Dağları’nın orta ve güneydoğu taraflarından yükselen Aladağlar özellikle yazın yapılacak yürüyüşler için ideal. Yaklaşık 3750 metre yükseliğindeki Demirkazık Dağı ile zirve yapan bu rota Yedigöller, Sokullupınar, Kapızbaşı Şelaleleri, Sarımadenler gibi birçok parkuru içinde bulunduruyor. Ormanlık alanı diğer rotalarımıza göre daha az olsa da yürüyüş esnasında birçok şey keşfedebileceğiniz ilginç bir rota. Eğer Aladağlar’a yolunuz düşerse Yedigöller’de kamp yapmayı da unutmayın!

Sülüklü Göl

İstanbul’dan yaklaşık üç saatlik mesafede bulunan Sülüklü Göl bu özelliği ile hafta sonu kaçamakları için çok tercih ediliyor. 16 km’lik rahat bir yürüyüş parkuru sunan bu rotamızda gölün güzelliğiyle muhteşem bir görsel şölen yaşayacak, aynı zamanda yeşilin ve doğanın tadını çıkarabileceksiniz.

Köprülü Kanyon

Türkiye’nin en uzun kanyonu unvanına sahip olan Köprülü Kanyon 14 km uzunluğunda ve 100 metre derinliğinde bir parkura sahip. Antalya’nın Manavgat ilçesinden bulunan bu kanyon ve vadi Kapadokya’nın peri bacalarına benzer doğal güzellikleriyle doğa yürüyüşlerini cazip hale getiriyor. Nehir kenarında çadır kurup kamp da yapabileceğiniz bu bölgede dilerseniz karavanınızla da konaklayabilirsiniz. Parkur boyunca size eşlik edecek olan antik tiyatro, Zeus ve Artemis tapınakları, sarnıçlar ve su kemerleri de tarihi bir yolculuk yapmanızı sağlayacak.

Bafa Gölü

Bodrum Milas’ta bulunan ve Beşparmak Dağları’nın hemen eteklerinde yer alan Bafa Gölü oldukça çesitli uygarlıklara ev sahipliği yapmış ve bu sayede çok fazla tarihi özelliği de bulunan bir rota. Heraklia kentinden tarihi Latmos Dağı’nın tepelerine kadar uzanan Kral Yolu parkuru da bu bölgede bulunmaktadır. Göl çevresindeki köylerde yöre halkıyla da iç içe olabileceğiniz bu harika parkur, tarih ve doğaseverleri aynı çatı altında buluşturmasıyla önem kazanıyor.

Düzenli Koşu ve Yürüyüş Alışkanlığı

Koşu ve yürüyüş antrenmanları genel olarak kilo vermeye yardımcı olduğu için sıkça tercih edilse de elbette faydaları bununla sınırlı değil. Düzenli koşu veya yürüyüş alışkanlığı, hem fiziksel hem de ruhsal açıdan çok daha zinde hissetmemizi sağlıyor. Üstelik bu koşuyu bir de açık havada yaparsak, temiz havanın da etkisiyle tüm faydaları ikiye katlayabiliriz.

Hiçbir spor malzemesine ihtiyaç duymadan, sadece eşofmanlarımızı ve koşu ayakkabılarımızı giyip kendimizi sokağa atarak yapabileceğimiz bu basit ve etkili egzersizin en önemli faydası ise yaşam kalitesini arttırması. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, haftada yaklaşık 20 kilometre yürüyüş yapan insanlar hiç yürüyüş yapmayan insanlara göre daha uzun yaşıyor.

Elbette doğru bir yürüyüş ve koşu için vücut pozisyonu da oldukça önemli. Tüm bu bahsedilen faydaları sağlamak için geriye ya da öne doğru kavis yapmadan dimdik yürümeliyiz; bu vücudumuzun her bölgesinin yürüyüşe eşit şekilde eşlik etmesini sağlıyor. Kolları sallamak ise yaklaşık 10 kalori yakılmasına yardımcı oluyor.

Düzenli yürüyüş ve koşu antrenmanlarının faydaları nelerdir?

  • Metabolizmamızın hızlı çalışmasına yardımcı olur.
  • İştahımızı kontrol etmemizi sağlar.
  • Enerji verir.
  • Kanımızdaki kolesterol seviyesini azaltır.
  • Yüksek tansiyonu düşürür.
  • Şeker hastalığı için önleyici olur.
  • Göğüs, prostat ve mide-bağırsak gibi bazı kanser türlerine karşı riski azaltır.
  • Sindirim sistemimizin çalışmasını düzenler.
  • Uyku düzenimizi destekler.
  • Bacak ve kalça bölgemizdeki kaslarımızın güçlenmesine yardım eder.
  • Kemik erimesi riskini büyük ölçüde azaltır.

Kıyafetlerinizi ve ayakkabılarınızı hazırlayın, bu hafta sonu koşuya çıkıyoruz! Ancak elbette dışarı çıkarken hala pandemi sürecinde bulunduğumuzu unutmuyor ve maskelerimizi takıyoruz. Koşacağımız güzergâha gidene kadar maskemizi kesinlikle çıkarmıyoruz. Eğer koşu yapacağımız yer kalabalığın bulunmadığı, insanların olmadığı bir parkursa koşarken maskenizi çıkarabilirsiniz.

17 Haziran’da Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan Bilimsel Danışma Kurulu Çalışması’nda, koşanlar için maske takma zorunluluğu olmadığı açıkça belirtilmiştir. Ancak yürüyüş için aynı durum söz konusu değildir. Yürürken maskemizi takalım, koşarken çıkaralım. Elbette tüm bu faaliyetlerimiz esnasında sosyal mesafe kurallarına kesinlikle uyalım ve kişisel hijyenimize özen gösterelim.

« Older posts Newer posts »

© 2020 Mustafa Çelen

Theme by Anders NorenUp ↑