Kategori: Pandemi (Page 2 of 8)

Neden Dijital Detoks Yapmalıyız?

Sanal dünyaya bağlanmamızı sağlayan teknolojik aletler artık hayatımızın ayrılmaz bir parçası. İnternet üzerinden sevdiklerimizle konuşabilmek, haberleri takip edebilmek, film ya da dizi izleyebilmek ve hatta market alışverişlerimiz dahil neredeyse tüm alışverişlerimizi yapabilmek mümkün. Ne var ki bu kolaylıklar, beraberinde internet bağımlılığı riskini de getiriyor.

2016 tarihli bir araştırmaya göre Türkiye’de öğrencilerin %52’si günde en az 4 saatini internette geçiriyor. İnternet bağımlılığı oranıysa %26. ABD’de 2017’de yapılan bir araştırma ise çalışanların %45’i mesai günlerinde internete sürekli bağlı olduklarını, %40’ı ise sık sık bağlı olduklarını söylüyor. Üstelik hafta sonu bu oranlar sırasıyla %34 ve %47.

2020 yılına geldiğimizde ise pandemi nedeniyle bu sayılar daha da yükselmiş durumda. Zira evimizde geçirdiğimiz vakit internet tüketimimize de yansıyor. Örneğin yılın ilk üç çeyreğinde Facebook’un trafiği %27, Netflix’in trafiği %16, YouTube’un trafiği %15,3 oranında arttı.

Hayatımıza kattığı kolaylıkların yanında, internet kullanımı bağımlılık düzeyine çıktığında hem beden hem de ruh sağlığımız üzerinde göz problemlerinden beden duruşunda bozulmaya, boyun ve sırt ağrılarından halsizliğe, stresten uyku bozukluğuna kadar çok sayıda soruna neden oluyor. Bu yüzden uzmanlar, internet kullanımımızı kontrol altına alarak dijital detoks yapmamızı öneriyor.

Dijital Detoks Nedir ve Ne Tip Faydalar Getirir?

Dijital detoks, akıllı telefon ve bilgisayar gibi internete bağlı olan cihazlardan belirli bir süreyle uzak kalmak anlamına geliyor. Türkiye’de her türlü bağımlılıkla mücadele etmek için kurulmuş olan Yeşilay’a ve teknoloji bağımlılığı konusunda yapılmış diğer araştırmalara göre dijital detoksla etkisini azaltabileceğimiz sorunlar şöyle:

  • Fiziksel Sorunlar: Gözlerde yanma, boyun kaslarında ağrı ve sertleşme, beden duruşunda bozukluk, elde uyuşukluk, halsizlik
  • Ruhsal Sorunlar ve Sosyal Alanda Görülen Diğer Şikayetler: Stres, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, beslenme bozuklukları, uyku bozuklukları, internet arkadaşları dışında izolasyon; aile, okul ve işte sorunlar, zamanı idare etmede başarısızlık

Dijital Detoksa İhtiyaç Duyduğumuzu Nasıl Anlarız?

Kuşkusuz akıllı telefon ve bilgisayar kullanıyor olmamız, teknoloji ve internet bağımlısı olduğumuz ve sıkı bir dijital detoks yapmamız gerektiği anlamına gelmiyor. Yeşilay’ın tavsiyesine göre kendimize şu soruları sorarak dijital detoksa ihtiyaç duyup duymadığımızı anlayabiliriz:

  • Yalnızca birkaç dakika diyerek saatler harcıyor muyum?
  • Çevremdeki insanlara ekran karşısında geçirdiğim süre hakkında yalan söylüyor muyum?
  • Uzun süre bilgisayar kullanmaktan dolayı oluşan fiziksel şikayetlerim var mı?
  • Anonim bir kişiliğe bürünmeme imkân tanıdığı için insanlarla internet üzerinden konuşmayı yüz yüze iletişime tercih ediyor muyum?
  • İnternete girmek için yemek öğünlerimden, derslerimden, işimden ya da diğer insanlarla sosyalleşme fırsatlarından ödün veriyor muyum?
  • Ekran başında çok fazla zaman geçirdiğim için suçluluk duyuyorken bir yandan da büyük bir zevk alıyor ve bu iki duygu arasında gidip geliyor muyum?
  • İnternetten uzak kaldığım zamanlarda kendimi stresli ve boşlukta hissediyor muyum?
  • Gece geç saatlere kadar ekran karşısında kalıyor muyum?

Dijital Detoks Nasıl Yapılır?

Ufak adımlarla başlayalım
İnternet ve ekran kullanımımıza sınırlamalar getirirken ufak adımlarla başlamak, kısıtlamalarımızın süresini yavaş yavaş artırmak, dijital detoksun devamlılığı ve sağlıklı bir internet kullanımının bir alışkanlığa dönüşebilmesi için büyük önem taşıyor.

Belirli saat aralıklarında detoks yapalım
Günün belirli saat aralıklarında, örneğin sadece yemek saatlerinde ekranlardan uzak kalarak işe başlayabiliriz. Bu bir alışkanlık haline geldikten sonra saat aralıklarını genişletebiliriz. Örneğin; yürüyüşe çıktığımızda telefonumuza hiç bakmayabilir, arkadaşlarımızla görüştüğümüzde telefonlarımızı çantamızdan hiç çıkarmayabiliriz. Her şey olunda giderse tüm bir gün hatta tüm bir hafta boyunca dijital detoks yapmayı da deneyebiliriz.

Evin belirli bölümlerinde detoks yapalım
Ekran kullanımımızı mekan bazlı olarak da sınırlandırabiliriz. Mesela yatak odamızda dijital detoks yaparak işe başlayabiliriz. Çalışma masasını da bir kısıtlama mekanı olarak kullanabilir ve örneğin masamızdayken sosyal medyaya göz atmamaya karar verebiliriz.

Detoks yapacağımız süreler için aktiviteler hazırlayalım
Her gün belirli saat aralıklarında detoks yapmaya karar vermişsek bu aralıkta yapacağımız aktiviteleri önceden planlayalım ki kendimizi boşlukta hissedip, can sıkıntısından tekrar akıllı telefonlarımıza ve bilgisayarlarımıza yönelmeyelim. Yürüyüşe çıkmak, meditasyon yapmak, kitap okumak ya da ailemizle günün nasıl geçtiğini konuşmak, detoks aralığımız için planlayabileceğimiz sayısız aktiviteden sadece birkaçı.

Kendimize detoks arkadaşı bulalım
Bizimle birlikte detoks yapmaya karar veren bir arkadaşımızla sık sık konuşmak, internet ve ekran kullanım alışkanlıklarımızı değiştirme sürecinde hem bize hem de arkadaşımıza çok büyük bir motivasyon kaynağı olacaktır.

Nihai Hedef: Detoks yapmayacağımız süreleri planlamak!
Eğer her şey yolunda giderse, internet ve ekrandan uzak kalacağımız süreleri değil dijital dünyada geçireceğimiz süreleri belirlediğimiz bir “dijital detoks gurusuna” dönüşebiliriz! İşimiz elverdiği ölçüde maillerimizi günde sadece birkaç kez kontrol etmek, hafta boyunca rastladığımız ve ilgimizi çeken internet paylaşımlarını Pocket gibi uygulamalara kaydederek Pazar günleri hepsine tek seferde göz atmak, internette araştırmak istediğimiz ancak acil olmayan konuları bir deftere not edip tek seferde araştırmak ya da sosyal medya hesaplarımızı günde sadece bir ya iki kez kontrol etmek gibi alışkanlıklar sayesinde internet ve ekran bağımlılığının yarattığı sorunlardan tamamen kurtulabiliriz.

Çocuklarımız için Dijital Detoks

Yetişkinler olarak kendi kurallarımızı kendimiz koyup uygulayabilsek de çocuklarımızın internet bağımlılığıyla mücadele edebilmeleri için bizim denetimimize ihtiyaçları var. Yeşilay, 2 yaşından küçük çocukların internet, TV ya da bilgisayarla karşılaşmasının uygun olmadığını, okul öncesi yaş grubu için günde 30 dakikayı geçmeyecek şekilde internet kullanımının yeterli geleceğini, ilköğretimin ilk 4 yılında ödev haricinde oyun ve eğlence için günlük 45 dakikadan fazla zaman ayrılmaması gerektiğini, sonraki yıllarda ise hafta sonu daha esnek olmakla birlikte günde 1 ya da 2 saat kullanımın uygun olduğunu belirtiyor.

Öte yandan hepimiz çocuklarımızı cep telefonlarından, tabletlerden, televizyondan ve bilgisayardan uzak tutmanın ne kadar zor olduğunu biliyoruz. Bu yüzden dijital detoks yapmalarını istediğimiz sürelerde ilgilerini çekebilecek aktiviteler bulmak büyük önem taşıyor. Yeşilay’ın bu konudaki tavsiyeleriyle şöyle:

  • Çocuklarımızı arkadaşları ile doğal yollardan görüşmeleri için yönlendirelim, akran grupları içerisinde sosyalleşmelerini sağlayalım.
  • Çocuklarımızı yetenek ve ilgi alanlarına uygun spor dallarına yönlendirelim.
  • Çocuğumuzun arkadaşlık ilişkilerini destekleyelim, onları bir araya getirecek aktiviteler planlayalım.
  • Çocuğumuzun bilgisayar kullanımını kontrol edelim ve sanal ortamdaki arkadaşlarını tanıyalım.
  • Bilgisayarlarımızda güvenli internet uygulamalarının olmasına özen gösterelim.

Yeni Normalde Bizi Neler Bekliyor?

Koronavirüs pandemisinin merkezinin Avrupa’dan Kuzey Amerika’ya, daha sonra da Latin Amerika’ya kaymasıyla birlikte özellikle Avrupa’daki birçok ülkede normalleşme adımları atılıyor. Günlük bazda iyileşen hasta sayısının yeni vaka sayısını geçtiği ülkemizde de 1 Haziran’dan itibaren şehirler arası seyahat yasağı kalktı; restoran ve kafeler yeniden açıldı.

Pandeminin önümüzdeki aylarda nasıl seyredeceğine veya aşı takvimine dair kesin bir bilgi olmadıkça dünyamıza uzun vadedeki etkilerini kestirmek güç. Ne var ki halihazırda aldığımız tedbirleri ve birçok alanda hayatımıza girmiş yeni alışkanları düşününce ‘yeni normal’in en azından kısa vadede neye benzeyeceğini öngörmek mümkün.

İşte son resmi açıklamalar, bilim insanlarının tavsiyeleri ve hayatımıza zaten girmiş olan yeni alışkanlıklar ışığında ‘yeni normal’e dair söyleyebileceklerimiz:

Kontrollü Sosyal Hayata Geçiyoruz

Restoranların ve kafelerin açılmasıyla birlikte evlerimizden çıkıp yeniden sosyalleşebileceğimiz bir dönem başlıyor. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca tarafından kontrollü sosyal hayat olarak tanımlanan bu yeni dönemde özellikle sosyal mesafe kuralına uymak çok önemli. Açılan mekanlar bir süre daha kapasitelerinin yarısı kadar müşteriye hizmet vererek bu mesafenin korunmasını sağlayacak. Ayrıca İstanbul Büyükşehir Belediyesi, sahil şeridindeki parklara çemberler çizerek insanların aralarına yeterli mesafeyi koymalarına yardımcı olacak bir uygulama başlattı.

Maskelerimiz Bir Süre Daha Bizimle Olacak

Yeni normalde hemen terk edemeyeceğimiz bir başka alışkanlığımız, maskelerimiz olacak. Salgın tamamen ortadan kalkana kadar hayatımızın bir parçası olacak gibi görünen maskelerle yaşamayı öğrenmeye başlıyoruz. Öyle ki maskelerimiz birer moda objesi haline geldi bile. Ayrıca gündelik hayatta sıkça kullandığımız teknolojiler maskelerimizle uyumlu hale geliyor, hatta MIT ve Harvard gibi kurumlar maskelerin COVID-19’u teşhis edebilen maskeler geliştirmek için çalışıyor.

Sanatın Üretim ve Tüketim Araçları Değişecek

Sinema, müze ve sergi salonlarının geçici olarak kapanması ve konserler başta olmak üzere birçok sanat etkinliğinin iptal olması, sanatçılarla sanat severler arasında alternatif aktarım ağları kurulmasının önünü açtı. Aralarında Lady Gaga, Paul McCartney ve Billie Eilish gibi yıldızların bulunduğu 100’den fazla sanatçının oturma odalarından verdikleri “Together At Home” konseri tüm
dünyada milyonlarca insan tarafından izlendi.

Türkiye’de de birçok sanatçı Instagram üzerinden canlı yayın yaparak konserler verdi. Başka Sinema ile BluTV iş birliği, normalde sinema salonlarında izleyeceğimiz filmleri vizyon tarihlerinde evlerimize getirdi. Online atölyeler, sanal müze turları ve benzer birçok etkinlik, sanatın üretim ve tüketim yöntemleri ve araçlarının değişmesini sağladı.

Yeni normalde de bu alışkanlıklardan bir kısmı hayatımızda kalmaya devam edecek gibi görünüyor. Zira hem geniş kitlelerin bir araya gelebileceği konserlere hâlâ izin verilmiyor, hem de Netflix gibi online platformların üye sayıları o kadar ciddi bir artış gösterdi ki bu geniş kitlenin en azından bir bölümünün bu yeni alışkanlıklarını sürdüreceklerini öngörmek mümkün.

Sevdiğimiz Sporcuları Evden Destekleyeceğiz

Futbol başta olmak bazı spor dallarında mücadele yeniden başlıyor. Türkiye’de de Süper Lig 12 Haziran’da kaldığı yerden devam edecek. Ancak yeniden başlayan ya da başlamaya hazırlanan organizasyonların tamamı bir süre daha seyircisiz olarak düzenlenecek. Bu da yeni normalde spor organizasyonlarını salonlarımızdan takip etmeye alışacağımızı gösteriyor. Boş tribünler önünde oynanan maçların atmosferiyle yetinmek de yeni normalde bizi bekleyen zorluklardan. Hem ekran başındaki seyirciler hem de sporcular için alışılmadık olan bu süreçte bazı kulüpler tribünlere cansız manken yerleştirip forma ve atkılarla renkli görüntüler oluşturmaya çalışıyor. Bundesliga’nın yayıncılarından Fox ise maçlara seyirci efekti eklemeyi denedi. İngiltere Premier Lig ve Amerikan Futbolu Ligi NFL’de de bu seçenek tartışılıyor.

« Older posts Newer posts »

© 2021 Mustafa Çelen

Theme by Anders NorenUp ↑